Wednesday, October 14, 2009

almanyada made in turkey çılgınlığına kapılmak?

hala internetim bağlanamadığından bu da dünün haberi:

pek yakında bi fotoğraf makinem olucak. o zaman bu yazdıklarımın hepsini belgeliycek kanıtlarım da olucak ama şimdilik görselsiz konuşuyorum. fotoğraf icat edilmeden önce internet icat edilseydi nolurdu onu görüyosunuz.

an itibariyle alexa denen alışveriş merkezinde duyguyu bekliyorum. artık alışverişle tamamen aklımı bozmuş vaziyetteyim. günün birinde kartım 'insufficient fare' diycek diye korkuyorum. türkiye denen uzaklarda asyada bi ülke olduğunu düşündüğüm yerde ayaklarıma kara sular inene kadar gezip de üstüme giymeye değicek bi halt bulamadığım zamanlar aklıma geliyo. acıyorum kendime. kaufhofta en az on ayakkabının üstünde salya izlerime rastlanabilir. new yorker'ı ihya edicem ama henüz sakin olmaya çalışıyorum. ama tee macera dolu amerikada gördüğüm o mor yüksek belli dar etek benim olucak. şu duygu bi gelsin.

bu almanlar bildiğiniz salak bazen. alman kahvesinin yakınından geçemiycek (öyle mi deniro?) starbucks kahvesi için girdikleri sırayı görseniz tekmelersiniz. ama neticede burası bi alışveriş merkezi. alışveriş de pek alman bi konsept diil bu insanlardan da sevdiğim almanlar gibi davranmalarını bekleyemem.

bu arada burdaki zaranın türkiyedekiyle en ufak alakası yok. bi de sevgiliokur eğer almanyaya gelip de alışveriş yapıcak olursanız (ki temizlikçiğimiz sevgili nurşenin de dediği gibi "almanyada kıyafet çok ucuzmuş bana da bişeyler getiriver"in) sakın ha zinhar kaufhofun dışında mağazası olan yerlerin bişeylerini kaufhoftan almayın. bi de muhakkak kaufhofun indirim kısmının (marktplatz) heryerine şöyle bi göz gezdirin. zira havluların arasından jack wolfskin elbiseler çıkabiliyo.

bu arada bu starbucks ikinci dünya savaşını hatırlamak istercesine müzikler çalıyo ve ben alexander platz'ın göbeğindeyim

ah bu heimat.

No comments:

Post a Comment