Sunday, October 11, 2009

heidelberg ala pek

(bu yazı 7 ekimde yazılmaya başlandı ama sonra başka bi zamanlarda yazılmaya devam etti. edilgen konuşup durduğuma bakmayın bu durum kesinlikle yazının kabahati diyil. şimdi kreuzberg'te sebastin, pia ve jan'ın evinde mutfaktayım)

çok hüzünlü bir gündü bugün sayın okur. frankfurta gelişim hem frankfurt hem benim için çok duygusaldı. on yaşından beri görüşmediğimiz bu şehirle karşılaşmamız frankfurtun da benim de gözlerimi yaşla doldurdu. saçlarımı çok beğendi. denizci kıyafeti giymediğime çok sevindiğini söyledi (sormayın neden).

ama yine küçük ve akıllı gibi göstermeye çalıştıkları frankfurt havaalanında kayboldum. kalabalığı takip edeceğime tabelalara bakmamı istiyolar sayın okur. anlamam mümkün diyil. yine o bişeyi kesin yanlış yapıyorum hissi geldi. ah bu Heimat.

güçlükle insanlar bulundu. herkesin elinde el çantası varken benim dev gibi iki valizimin olması bi anda büyüyüveren gözlerle karşılandı ama bu durum benim herkesle anında kanka olmama yaradı çünkü deli olduğumu anlamalarına izin veremezdim. onlara burdan berline gideceğimi orda da iki aydan fazla kalacağımı söyledim (sadece iki gün fazla olduğunu bilmelerine hiç gerek yok). little did they know dört günlüğüne gelsem de bu kadar ayakkabım ve elbisem olucaktı. piyeh!

neticede heidelberge gelindi. odaya yerleşildi. hemen odada...

falan bişeyler diyomuşum. ama takdir edersiniz ki sayınokur kosskoca heidelbergte bu yazıyı tamamlayıp içime sindiğinden emin olup bloglayamamışım.

hayır sebep bu diil: otelde internet paralıydı. hem de çok paralıydı. ben ne kadar önemli bi insan olduğumu öğrendikleri ve bana özel ücretsiz bi şifre ayarladıklarını öğrenene kadar da internetim olamadı. bu sebeple marriot otelde bi akşam yemeğinden daha pahalı bir
telefon konuşması yapmak zorunda kaldım. üstelik otel de açık büfeydi.

herneyse buraya “ücretsiz hizmetin kimi zaman ne kadar kapitalist bişey olduğunu unutmuşum” diye bi not düşmüşüm. (bkz. internetin kendisi)

şu anda ice’la berline gidiyorum hatta zoo durağına geldik gidiyoruz ama önce size katıldığım ilk ve son ijp seminerinde aldığım notları dijitalleştiricem. az sonra:

No comments:

Post a Comment